DUYGUSALENIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DUYGUSALENIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2009 Salı

beni bu fantastik filmler mahvetti

Avatar'in 3.sezonunun son bolumu, yani her seyin finali bu pazar 11.30da cnbce ekranlarinda olacak.

Gecen yildan beri bende bir "Avatar-Son Hava Bukucu" sevdasi almış yurumustu. Tum sezonlari heyecanla izlenen bu cocuk animesi, nam-i diger; haftasonlarımızın sabah kahvaltısı mezesi, dun aksam itibariyle 4-5 bolum arka arkaya izlenmek suretiyle tuketidi.

Avatarin finalinde de gozlerim doldu itiraf edeyim, daha once darth vader karanlik tarafa gecerken de bayagi bir aglamistim. bu fantastik olaylar bunyemde pembe dizi tesiri yapiyor neden bilinmez.

3. sezon sonlarından bende iz birakan bir bolum:

dunyayı kurtarma gorevi omuzlarina coken avatarimiz Aang, dunyayi bu korkunc haline getiren Ates Krali Ozai'yi oldurmek zorunda bırakılır ve gorunuse gore baska caresi de yoktur.
meditasyon yaparken der ki: "dunyadaki tum hayatlar kutsaldır, orumcek agına takılan bir sinegin yasami bile. bu nedenle vejeteryanım.. ve yapmak zorunda bile olsam ates kralını olduremem!"

neyse heyecanla bekliyorduk ateş kralını oldurecek mi diye, dun aksam izledim ne oldugunu.. soylemiyim sonunu simdi :))


Avatar'da benim karakterim Ateş Prensi Zuko. (bkz. sagdaki yakisikli). Tıpkı Darth Vader gibi celiskisi olan bir karakter. Hayatını Avatarı oldurmeye adamışken, sonunda onunla beraber omuz omuza dunyayı kurtaran adam oluyor. Karanlik taraftan aydınlık tarafa geciyor yani. Amcasıyla ilişkisi de takdire şayan :) cunku amcası tıpkı star warsin Yodasi tadında.

bir de 3. sezonun baslarinda su yandaki eleman Zukoyla yukardaki eleman Avatar Aang'in, dunyadaki son ejderhalardan ates bukmeyi ogrendikleri bolum vardi ki efsaneydi bence.. 2 kere izledim.

herneyse, dolduramaz avatarın boslugunu ne lost ne baska bisey :)
hakkında daha cok yazardım da, hiç bilmeyene deli sacmasi gelebilir diye uzatmiyim simdi..

saglıcakla..
:))
fundakaya

18 Şubat 2009 Çarşamba

haftasonu

anneannemi kaybettik, basimiz sagoldu...
cok yaslanmisti; martta 85 yasina basacakti.

3 gunumu antalyada gecirdim, esim dostum beni laylaydayım, gazdayim saniyordu; yastaydim kimse bilmiyordu..

anneannem 'tek tabanca', kendine has, hukumet gibi bir kadindi. cok kuvvetli bir karakterdi.

isin aci tarafi aklim basimdayken onun sadece 65 yasindan sonrasini gorebildim, anneanneydi iste; bizde pek cok emegi olan annemin annesiydi. kutumuzdan boyle bir anneanne cikmisti; cok da degistirmek mumkun gorunmuyordu...

Ama aslinda hic gormedigimiz yillar gecirmis, olaylar yasamisti. Basli basina bir hayati vardi. Keske sadece 'benim cocuk onun yasli' oldugu zamanlarda degil; ikimizin de olgun oldugu zamanlarda daha fazla vakit gecirebilseydik.

mesela babasindan gizli 1935i yillarda liseye giris sinavlarina giren, liseyi bitirip nazilliye dondugunde tak diye bankada i$e giren, 17 yasindayken babasindan daha fazla para kazanmaya baslayan ve tek ideali hakim olmak isteyen biri oldugunu gecen hafta ogrendim.. cok akilli oldugu icin ortabirden orta sona direk gectigini ise onceden duymustum.

cok farkli kadindi; oglunu ve esini ayni yil kaybeden ama asla hayata bagliligindan hicbirsey kaybetmeyen biriydi. Mesela o olumlerin yasandigi yil, her gun ayni saatte evden cikip, bir saat sonra eve dondugunu goren komsulari onu mezarliga gidiyor zannederken o, izmir basmane civarinda oldugunu hatirladigim meshur asmalar altindaki Mennan dondurmacisinda keskul uzeri karadutlu dondurma yiyip eve donen, herkesi sasirtacak kadar guclu ve hayata bagli olan bir kadindi..
kimselere benzemezdi iste

bi kahkaha atardi evin odalari cinlardi!

kendisi tek basina sinemaya gitmekten cekindigi icin bizi cocukken surekli sinemaya gotururdu.. biraderimi 12-13 yaslarindayken vahsi orkide filmine goturmesiyle meshurdur :)

hep cok buyuk meblaglarda bayram harcligi verirdi.. ve bize her geldiginde bir suru hediye getirirdi.

yataginda bacak bacak ustune atip bacaklarini sallayarak uzanir; topitop emerek radyo dinlerdi; ve dedem eskiden onu saclarini oksayarak uyuttugu icin bize yalvarir sac diplerini oksatirdi ve oglen uykusuna dalardi..

seker hastasi oldugu icin sekerini dusuren ilaclari fazla kacırdıgında, sekeri fazla dusmesin diye bilimum sekerli abur cuburlar yiyerek kan sekerine kafasina gore ayar verirdi.. bu sayede evimize koli koli cikolatali gofret, topitop, halley, damak cikolata, cocacola sokar sonra da bizi rusvet karsiligi bu abur cuburlarla beslerdi.. misal: 'elini yikarsan bir halley verecegim'.
tek derdi kereviz, ispanak, beyin yedirmek olan annemin yaninda evde bulunmaz bir hazineydi yani :)

super biriydi iste,
cok sansliyim..
beni de ona benzetiyorlar, bilmiyorum...

herneyse, buz gibi topraga verdik geldik kamuş'umuzu.. rahat uyusun..
Bu yasimdayken kendisine benzedigimi dusundugum anneannemi kaybetmek bana bir suru sey dusundurdu..
dagildim demek yersiz olur, ama dusunceliyim..

hayat devam ediyor..

cold lunch isimli filme gittim aksam !f'te. cok ama cok begendim.. farkli bir is olmus. eksikleri var belki ama bu hali de bana yetti simdilik.

boyle iste..
sevgiler,
fundakaya

24 Ocak 2009 Cumartesi

yeni baslayanlar icin muzik hayatim- perde1

her sey 14 yasimda biraderimin lise grubu Tezekli Serzenisin 400 kisiye verdigi konserde 'Everthing i do, i do it for you' ve 'wind of change' sarkilarina eslik etmemle basladi.. wind of changede pek pis detone olmustum o ayri ama sahneye ilk cikisimdir ve cok onemlidir..
bu gunun en onemli olayi ise 'ben sahneye cikamayacagim, uhuu' diye aglamaya basladigimda biraderimin bana hafif bir tokat atip aglamayi kesmemi soylemesi ve benim bu tokati yedikten sonra daha beter aglamam olmustur :) kendisine daha sonra neden o takati attigini sordugumuzda 'uzerimde sok etkisi yaratip beni kendime getirecegini dusundugu' beyanati ise akillara kazinmistir...

biraderimin grubu 6 yil once kullerinden dogup zardanadam olup muzik hayatina devam ediyor.. simdi de yeni album kayitlarini tamamladilar, heyecanla bekliyoruz.

ortaokul yillarimda 5 akor bilip gitar calardim.. cok degerli arkadasim ozlem hanimin kafasini iyi utuledim. toplam 20 sarki calabiliyordum herhalde, calar calar soyler bira icerdik. misal angie, roxette, nights in white satin.. bildigin kumsal gitaristi iste..

hayatimda yapabildigim tek besteye ise 5 yasimda yani hayatimin en yaratici doneminde imza attim. sozleri soyleydi: karda kista oynasirdik beraber, karda kista sevisirdik beraber, karda kista koklasirdik beraber.. bu sarki bilimum istes fiillerimizle uzayip gider.. 5-6 yasinda nasil duygularla ve ruh haliyle bu besteyi yaptigimi bilemiyorum!

universiteye girdigimin 1.gunu muzik klubunun kapisini caldim..ve rock korosuna girdim.. koro secmelerinde kalbimin nasil carptigini bugun bile hatirliyorum. o zaman koromuzun sefi badem grubundan tanidigimiz mustafa idi.. rock korosunda 4-5 sene soyledim. dunyanin en zevkli isidir.. superdir.. her konserde kalbim yerinden firlardi.
universitede birkac gruba back vokaller yaptim.. sonra 2-3 kere grup kurduk, ve coguyla da olaysiz dagildik.

sesim oyle guzel falan degildir, sarki soylerken de acayip utanirim, bi sarki soyle yaa diyenlere olumlu dondugum de olmadi:) guzelligi bu celiskisinde belki de...

sonra switch girdi hayatima.. uskudarda bodrum katindaki bize ait studyomuzda 100e yakin sarki coverlamisizdir.. muthis gunlerdi onlar.. cok zevkliydi.. gunlerce kapandigimiz donemler oldu.
2 sene orda burda soyledik, sonra sikildik taximin rock barlarindan napsak netsek derken gitaristimiz hollandaya, bascimiz bursaya gitti. toparlayamadik bi daha. simdi herkes biseyler yapiyor, bense bisey yapmiyorum, deli gibi muzik dinlemekten baska.

davulcumuz sinan tinar'i post dial grubunda 'idiots!' diye bagirirken dogzstarda; gitaristimiz emiri taximin bilimum gruplarina saksafonla eslik ederken peyotede, babylonda; klavyecimiz gizemi iya wavesle reggae yaparken nayah'ta, bascimiz gokseni takla ile duman soyleyip bursa genclerini costururken gorebilirsiniz.
bana ise burda bunlari yazmak ve onlari izlemek kaldi.
bir de foto koyalim tam olsun.

cok ve cesitli sarkilar coverladik. bence gayet de basariliydik. ama bi tane cover yarismasina girdigimizde ilk 3e kalamadik. basarimiz bize has diyelim. piyasada pek de kabul gormedi :)

genelde sahnede pek sesimin duyulmadigini soylediler :) ben de 'zaten sahneyi fizigimle dolduruyorum' demisimdir bunu diyenlere..

soylemekten en cok zevk aldigim sarkilar: cardigans, garbage, morrissey, alanis, portishead sarkilariydi. ama civitip uzunca bi donem lambada, ali desidero, yekeke falan da soyledik.. pek neseli gruptuk canim. ne ararsan var, bi bakmissin ali desidero hoop ordan bi portishead cakalim, hoop ordan bi angel arkasindan bi skunk anasie, akabinde bi madonna, vega...
asure gibi repertuarimiz vardi allah sizi inandirsin.
muzigi seviyoruz kardesim, caldigimiz sarkilarin hepsi bizim evlatlarimiz gibi;)

guzel gunlerdi diyelim, uzatmayalim konuyu, birinci perdeyi kapadik.
yapariz belki yine biseyler..
hayirlisi
kismet!
saglicakla, funda.

21 Ocak 2009 Çarşamba

olmuyor, olamiyor

hayirlisi
kismet

16 Ocak 2009 Cuma

saclarimi kestirdim

dun aksam ani bir kararla saclarimi kestirdim
bence kisacik oldu
sizce gayet uzun olabilir

neler mi yasandi?
  • bu sabah sirkete gelince beni alkisladilar-- şimdi normal mi bu? birinin saci kesilince 35 kişi onu alkişlar mi? onlar beni alkişlarken ben de masamin altina girdim ..

  • 2 kişi sibel turnagol'e 1 kişi ajda pekkan'in gencligine benzetti

  • 1 kişi yanaklarımdan optu, tebrik etti

  • erkek cinsinden olan arkadaslarim "vay beee" falan dediler ictenlikle, guzel oldugundan biraz daha emin oldum..
kisaca boyle..


dun aksam evde karanlikta cektigim bir foto da yanda..

sehrimizde olmayanlar icin..

30 Aralık 2008 Salı

insan ozgurlugune mahkum
kendine de mahkum
boyle işte
sabah sabah

19 Eylül 2008 Cuma

instant pleasure

Icinde bulundugum sartlarin bazılarının ne kadar iyi oldugunun farkinda miyim? (misal, bugun cuma)
Ve icinde bulundugum sartlardan bazilarinin ne kadar kotu oldugunun? (misal, 2 gun sonra pazartesi)
Ve icinde bulundugum sartlardan bazilarinin ne kadar beni guzellestirdiginin?
Ve bazilarinin ne kadar beni uzdugunun?

Dun ve bugun cok guzeldi, hatta pek guzeldi...
Guzel insanlar ve boş geyikler bana cok ama pek iyi geliyor...
geyik yapmaktan accayip zevk aliyorum..
rehabilitasyon..

Gunun sarkisi: Rufus Wainwright- Instant Pleasure

soyle demis ozan;
I don't want somebody to love me
Just give me sex whenever I want it
'Cause all I ask for is instant pleasure
Instant pleasure, instant pleasure
(yanlis anlasilmasin, cok neseli bir eser, zabahtan beri dinnliyos burda)

Gunun menusu: roka corbası, palamut salatasi, turk kahvesi, afiyet oldi
Gunun potansiyel eglencesi: taxim taxim taxim & vira vira bira
Hava durumu: dısarda parcalı bulutlu, icerde shiny happy !

Yarin sinan abimizin dogumgunu kop kop kop yapalim diyoruz.. kismetse.. (bakiniz sagdaki fotodaki kapsonlu sahis.)


Hersey yolunda, ve yeterince guzel..
Saygi sevgi vesaire..
adnuF ayaK

17 Eylül 2008 Çarşamba

we dont need no ajitasyon

gunlerdir pek de iyi oldugum soylenemez..
daha dogrusu iyiyim de super oldugum soylenemez.. (bu cumleden kizimizdaki beklentilerin ne kadar yuksek oldugunu anliyoruz sayin seyirciler)

neyse ki bu aralar yine sık sık film izlemeye basladim,
son 10 gun icinde 4 ay 3 hafta 2 gun, die welle, fantastik dortlu, be kind rewind ve broken english filmlerini izledim hatriladigim kadariyla... yine eski film izleme tempoma donuyorum yavas yavas.. filmekimi de geliye zaten....

bugunlerde esas isimiz, cok sevdigimiz hocamiz (gecen bahar seminerine katilmistik) seyfi teoman'in Tatil Kitabi'na gitmek.. cok merak ediyorum, hocamiz diye demiyorum baya da odul almis filmle, hem de ilk filmiyle, helal olsun.. mutlaka izlemeli...

4ay3hafta2gun beni bitirdi.. cok uzuldum, en az 5 tane sigara ictim daraltidan, tirnaklarimi yedim.. kadinlarin asagilanmasi konusu beni cok etkiliyor zaten neden bilmem, yani etkilemesi normal de :) diger konulara gore daha bi duyarliyim nedense, neyse iste cok fena oldum..
-spoiler-kizimiz kurtaj derdinde, kurtaj yasak, romanyadayiz, sigara yok, oteller leş, kurtaj parasi yetismeyince isin icine baska anlaşma platformlari giriyor vs- yanilmiyorsam film cannes'da butuk odul almisti.. basarili bir calisma, juriye katiliyorum..

be kind rewind da guzeldi guldum, eglendim kendi capimda, bu filmi bertan, bahadir ve tolgayazan uclusune siddetle tavsiye ediyorum, kendilerini bulacaklardir, mutlaka izleyin.. (psycho 3'un cekimlerine hemen baslayacaksiniz!)

ama broken english'i daha cok begendim..
film hem bridget jones gibi, kadın izleyicinın kendisini kolayca ozdeslestirebilecegi bir sekilde ve trajikomikce akiyor, hem de onun gibi klişe degil, işin ucunu beyaz atlı prense degil, daha guzel bir yere bagliyor..
basrol kadin oyuncumuz kotuydu, yani cok fazla teatral oynuyor gibi geldi... paris sahneleri superdi.. vs..vs.. izlersiniz...

su an turkiye ortalamasındaki her 5 kişiden biri gibi ben de orhan pamukun yeni kitabini okuyorum.. onun hakkında da yazacagim iki satir, ama bitsin, henuz ucte birinde bi yerlerdeyim..

evet ajitasyona ihtiyacimiz yok, hersey yolunda ve yeterince iyi! sadece manyakca suppperr deil.. yani zaten nasil olsun, adrenalin bagimlisi gibi, tehh.. pehh..
ne de olsa mevsimlerden sonbahar..
:))
operge

8 Eylül 2008 Pazartesi

dunyanın butun ciceklerini diyorum, butun ciceklerini ogretmenim!

Aveyagları'nda işe girdigimde oryantasyon programi yapmislardi ve arada katılım olsun hesabı bazı 'enteresanlıklar' talep ediyorlardı.. mesela “bugun burda kendinize bir mektup yazin, biz size onu 1 sene sonra postalayalım!” gibi.. 6 ay/1 sene sonra kendime yazdigim o mektubu almak hakikaten enteresan olmustu.. kabul edeyim.

Oryantasyondaki baska bir enteresan talep de herkese absurd sorular sorup cevaplarını uluorta konusmaktı..
benim sorum: “hiç olmayan bir sey/icat hayal edin, ne hayal edersiniz"di..
benim aklima anlamsızca dunyadaki butun filmleri, sarkilari, kitapları vs bir tane microchiple beynime yuklemek geldi.. bi de utanmadan bunu hic tanimadigim 50 kişiye yeni basladigim bir sirkette soylemek durumunda kaldim.. aslinda o zaman bendeki potansiyel arizayi ve kafa kopuklugunu anlayip, nobetcileri cagirip “bu arkadas buraya uygun deil” demeleri lazimdi da neyse, 2 senedir bir sekilde gelip gidiyoruz iste...

Asil diyecegim su, bugun okullar acildi, mudurler konusuyor, genclige hitabeler okunuyor, sesleri buralara geliyor vs...
bilmeden beynimizin duvarlarına cesitli cagrisimlar cagiriyorlar...
ben de kendi gencligime hitabetmek istiyorum.. ayni cumlelerle...

ey gencligim! Butun tersanelerine girilmis, butun kalelerin zaptedilmis, ruhunun her kosesi isgal edilmis olabilir.. ve bunu yapanlar dunyada emsali gorulmemis bir galibiyetin/sistemin mumessili olabilirler...”

Cok dokunaklı oldu...

Herneyse, oryantasyondaki mikrochipi icat etmek uzun surebilir,
zaten o bir arac,
esas amac belli:
En guzel filmleri izlemek, butun en guzel sarkilar dinlemek, butun sehirleri, daglari manzaralari dolaşmak, butun cicekleri koklamak, butun kitaplari okumak, butun sporlari yapmak, en guzel muzikleri yaratmak, aptallaşmak, dağılmak........

Cokca Pazartesi sendromu kokan bu yazim aynı zamanda fazlaca romantik de oldu sanirim.. (not only.. but also..)
Ama iste napalim bugun de burdan esti..

Operim siz sadik okuyucularimi teker teker yanaktan...
fundalikk

25 Ağustos 2008 Pazartesi

14 Ağustos 2008 Perşembe

bu is cok zor yonca

dun harbiye acikhava konserleri kapsaminda teodor ve senfoni orkestrasi konserine gittik..

Teoman beyler sahnede icinde ne oldugunu goremedigimiz siyah bi bardakta gorunuse gore 'su' iciyorlardi.. birden baska bir bardaktaki suyu siyah bardaktaki suyla karistirmasinlar mi, ehehu, seyirci anlayip gulunce bize bi de yandan gulucuk atmasinlar mi sahneden...

afiyet bal seker olsun yarasin teodor bey dedik, senfoni esliginde girtlagini yirtan teomani abimizi izledik..


bazi sarki sozlerini ictenlikle zorlama buldugum unlu populer rockcimiz teoman, dun aksam sahnede bolca ıkındı diyeblirim, ama bazi sarkilari ve sozleri de baya iyi geldi itiraf etmeliyim..misal; paramparca'yi yillardir sevmisimdir, harbiye ortaminda da konser izlemek ayri zevk dedik ve hep bir agizdan soyledik sarkilari...


ordan hoop, ortabahceye aysemsettin'in dogum gunu kutlamalarina ugradim.. aysecigim ki biricik denizimizin annesi, biraderimin hayat arkadasi olur kendisi, 'yas 35 yolun yarisi..' diyip diyip kadehlerimizi cinlatti.. neyse ki asli arkadasimiz 100 yasina kadar yasayabilegimiz olasiligindan bahsetmek suretiyle icimize su serpti saolsun..


yillar geciyor farketmesek de..


sonrasi yorgunluk ve uyku..

derin ve guzel bi uyku..


bugun de kalkip ise gittim her zamanki gibi..

calisirken; baska bi deyisle gunluk monopoli aktivitelerimi gerceklestirirken bi an durdum ve dusundum..

5n1k

bugun burda ben bunu neden yapiyorum?


basta kendim olmak uzere herkese is hayatinda muvaffakiyetler dilerim efenim

neyse ki yarin cumaa ;))


saygilarimla,

fu for fundetta

9 Ağustos 2008 Cumartesi

einmal ist keinmal

dunden beri canim cok ve de pek cok sIkIldI.. (once bi halim nicedir haber vereyim rahatlayayim, midem mi bulaniyor, keyfim mi yerinde burdan yazmadan duramiyorum)

bir kac gundur siz degerli okuyucularimin beynini 'sakalli bebek nereye gitti, yasiyorsa ortaya ciksin!' ya da 'horlayanlar horlanmamali!' ya da 'kaldiramazsan kaldirirlar gulum' gibi bos gundemlerle mesgul etmeye cok hevesliydim..
ama olaylar bekledigim gibi gelismedi, hayatimin zevzek gundemlerinden biraz siyrilmak durumunda kaldim bu gunlerde..

uzatmadan diyeyim diyecegimi;

bugun buraya 'einmal ist keinmal' demeye geldim, yani bir kere olan sey hic olmamis sayilir demeye..

soyle ki, sadece bir tek hayat yasadigimiz icin bu hayati oncekilerle karsilastiramayiz ya da kusurlarimizi gelecek hayatlarda gideremeyiz, bu nedenle de ne istedigimizi bi turlu bilemeyiz...--hmm..

bu baglamda, hayatimizla ilgili yaptigimiz secimlerde, diger secmedigimiz yolun daha mi iyi daha mi kotu ya da nasil olabilecegini tam olarak bilemedigimiz icin, ya da 'vazgectim ayni sartlarda, zamanda doneyim ben oteki alternatife bari' diyemedigimiz icin, hayatimiza dair aldigimiz kararlarin hic bir anlami kalmiyor.. kundera soyle ozetliyor 'olaylar nasil gelisirse oyle yasiyoruz, onceden uyarilmaksizin, rolunu ezberlemeden sahneye cikan tiyatro oyuncusu gibi..'
provamiz hayatin kendisi olup cikiveriyor..

boyleyken boyle.....

travis calmaya basladi radyoda ve billur bir ses icime nufuz etmekte, tam da su anda, burda...

bir melankolik hallerdeyim sayin seyirciler...biri gelip aciklasin nedenini.

sevgi sart diyelim yine: banyoda, mutfakta, yatak odasinda, koltukta, salonda sevgi sart!-- evet tamamen katiliyorum!

ve bence sakalli bebek ortaya cikmali bakalim sakallari ne hale gelmis gorelim, kiyamet alameti olmak neymis, nasil bir hayat gecirmis, kendini canli bomba gibi hissetmis mi, neden biz kucucuk cocukken bizi korkutmaya calismis, yaslilik doneminde de sakalli dede olarak gundeme gelmeyi planliyor muymus.. vs vs aciklasin bize..

basta kendime olmak uzere herkese esenlikler dilerim '(
sevgilerr,
fund

31 Temmuz 2008 Perşembe

neden bilmem

cok mutluyum ehehuu

21 Temmuz 2008 Pazartesi

vapurda sevgi şart!


Kim mükemmel, kim hep doğru, kim davranabilir ki hep peygamber gibi?
Cevap veriyorum—ben degil..

Nasıl bir insan gibi göründügümü cok umursuyorum. Peki nasıl bir insan gibi göründügümü biliyor muyum, cevap—bilmiyorum..

Pazartesi Pazartesi sendromdan sendroma kosmayalim simdi..
Ben size haftasonumu anlatayim inceden;

Cumartesi gunu hayatimda ilk defa masaja gittim.. dogumgunu hediyemdi, her yerime “yaglar-ballar-kirmizi narlar” surduler, kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yogurdular, bir kac kere uykuyla uyanıklık arasındaki ince cizgide buldum kendimi.. faideli biseymiş, insanin agzindan sular akıyor gevsemekten, “su zenginler de işini biliyomus canim” derkennn;

Cumartesi gecesi istanbul’un gozde mekanlarından Sortie’ye gittikk. (Mekan secimi bana ait degil, nişan sonrası eglence baglamında gidildi, ama Cumartesi gecemi orda gecirme secimi bana ait, bunu inkar edemem!)
neysem, ben hayatimda bu kadar leş hatunu bir arada gormemistim.. tuvalette kafalarindan asagiya parfum bosaltan kizlar, en abartili makyajlar, ordan burdan portlayan memeler, bacaklar.. vs..vs vs..
Bu kadarini beklemiyordum, bir tane de guzel kiz gelmez mi kardesim sortie’ye soyle tvde gordugumuz gibi sosyetik falan.. hic oyle guzel sosyetik bi hatun goremedigimiz gibi, onlarin “wanna be”lerini bolca gorduk.. cok sasirdim sayin seyirciler, bu kadar leş olmasını gercekten beklemiyordum..

Pazar gunu kadikoy vapuru, caddebostan sahil, kozde patlicanli pizza, teknosa’da 500gb external harddisklerin arasındaki fiyat farkını anlamladirmaya calisan benim kişisel beyin fırtınam ve uyku uyku uyku... istanbul’da herkes nereye kacmis sayin seyirciler, sokaklar bombos, trafik sıfır, asfalt suratıma 45 derece hava carpiyor, ustelik nefesi egsoz kokuyor...

Derken bugunlere geldik..
Dun aksam, surekli evden kacan kedime yol verdim...

Ve sabahtan beri beynimde tekinsiz bir sual: iyi bir insan miyim kotu bir insan miyim? Sanki bugun karar vermem lazimmis gibi ben bunu tartisadurayim, dun dogumgunu olan biraderim bir sarkisinda durumu aciklamis, noktayi koymus; “kim davranabilir ki hep peygamber gibi?”—cevap açık “kimse, sadece peygamberler..”
bu durumda peygamber olmadıgımıza gore bu cevapla hazırol’dan rahat’a gecebiliriz..

Sözlerime jenerik bir temenni ile son veriyorum;
Bir zamanlar ortakoy yolundaki sevgi duvarında yazdigi gibi;
Sevgi şart! vapurda, metroda, takside, çarşıda, evde, işyerinde, servis araçlarında, uçakta sevgi şart!