ZARDANADAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ZARDANADAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2009 Cuma

bak evladim bu aşk!

zardanadamlar yeni albumlerini tamamlamak uzereler..
severek dinliyoruz
biz de yegenimle beraber heyecanla bu albume kapak tasarimlari çalışıyoruz..
alttaki 3. calismamiz--

yegenim biricik deniz-kendileri 5,5 yaşında-, bunun kesin album kapagi olacagina inaniyor,
cunku bizce cok guzel oldu ve ayrıca cok emek verdik!

iste eserimiz!
surpriz yumurta konseptli zardanadam album kapagi




son soz: "annee ben buyuyunce halamla album kapakçısı olabilir miyimm??"
wallahi boyle bir soru sordu, cok eglenceli degil mi?
fundakaya

24 Ocak 2009 Cumartesi

yeni baslayanlar icin muzik hayatim- perde1

her sey 14 yasimda biraderimin lise grubu Tezekli Serzenisin 400 kisiye verdigi konserde 'Everthing i do, i do it for you' ve 'wind of change' sarkilarina eslik etmemle basladi.. wind of changede pek pis detone olmustum o ayri ama sahneye ilk cikisimdir ve cok onemlidir..
bu gunun en onemli olayi ise 'ben sahneye cikamayacagim, uhuu' diye aglamaya basladigimda biraderimin bana hafif bir tokat atip aglamayi kesmemi soylemesi ve benim bu tokati yedikten sonra daha beter aglamam olmustur :) kendisine daha sonra neden o takati attigini sordugumuzda 'uzerimde sok etkisi yaratip beni kendime getirecegini dusundugu' beyanati ise akillara kazinmistir...

biraderimin grubu 6 yil once kullerinden dogup zardanadam olup muzik hayatina devam ediyor.. simdi de yeni album kayitlarini tamamladilar, heyecanla bekliyoruz.

ortaokul yillarimda 5 akor bilip gitar calardim.. cok degerli arkadasim ozlem hanimin kafasini iyi utuledim. toplam 20 sarki calabiliyordum herhalde, calar calar soyler bira icerdik. misal angie, roxette, nights in white satin.. bildigin kumsal gitaristi iste..

hayatimda yapabildigim tek besteye ise 5 yasimda yani hayatimin en yaratici doneminde imza attim. sozleri soyleydi: karda kista oynasirdik beraber, karda kista sevisirdik beraber, karda kista koklasirdik beraber.. bu sarki bilimum istes fiillerimizle uzayip gider.. 5-6 yasinda nasil duygularla ve ruh haliyle bu besteyi yaptigimi bilemiyorum!

universiteye girdigimin 1.gunu muzik klubunun kapisini caldim..ve rock korosuna girdim.. koro secmelerinde kalbimin nasil carptigini bugun bile hatirliyorum. o zaman koromuzun sefi badem grubundan tanidigimiz mustafa idi.. rock korosunda 4-5 sene soyledim. dunyanin en zevkli isidir.. superdir.. her konserde kalbim yerinden firlardi.
universitede birkac gruba back vokaller yaptim.. sonra 2-3 kere grup kurduk, ve coguyla da olaysiz dagildik.

sesim oyle guzel falan degildir, sarki soylerken de acayip utanirim, bi sarki soyle yaa diyenlere olumlu dondugum de olmadi:) guzelligi bu celiskisinde belki de...

sonra switch girdi hayatima.. uskudarda bodrum katindaki bize ait studyomuzda 100e yakin sarki coverlamisizdir.. muthis gunlerdi onlar.. cok zevkliydi.. gunlerce kapandigimiz donemler oldu.
2 sene orda burda soyledik, sonra sikildik taximin rock barlarindan napsak netsek derken gitaristimiz hollandaya, bascimiz bursaya gitti. toparlayamadik bi daha. simdi herkes biseyler yapiyor, bense bisey yapmiyorum, deli gibi muzik dinlemekten baska.

davulcumuz sinan tinar'i post dial grubunda 'idiots!' diye bagirirken dogzstarda; gitaristimiz emiri taximin bilimum gruplarina saksafonla eslik ederken peyotede, babylonda; klavyecimiz gizemi iya wavesle reggae yaparken nayah'ta, bascimiz gokseni takla ile duman soyleyip bursa genclerini costururken gorebilirsiniz.
bana ise burda bunlari yazmak ve onlari izlemek kaldi.
bir de foto koyalim tam olsun.

cok ve cesitli sarkilar coverladik. bence gayet de basariliydik. ama bi tane cover yarismasina girdigimizde ilk 3e kalamadik. basarimiz bize has diyelim. piyasada pek de kabul gormedi :)

genelde sahnede pek sesimin duyulmadigini soylediler :) ben de 'zaten sahneyi fizigimle dolduruyorum' demisimdir bunu diyenlere..

soylemekten en cok zevk aldigim sarkilar: cardigans, garbage, morrissey, alanis, portishead sarkilariydi. ama civitip uzunca bi donem lambada, ali desidero, yekeke falan da soyledik.. pek neseli gruptuk canim. ne ararsan var, bi bakmissin ali desidero hoop ordan bi portishead cakalim, hoop ordan bi angel arkasindan bi skunk anasie, akabinde bi madonna, vega...
asure gibi repertuarimiz vardi allah sizi inandirsin.
muzigi seviyoruz kardesim, caldigimiz sarkilarin hepsi bizim evlatlarimiz gibi;)

guzel gunlerdi diyelim, uzatmayalim konuyu, birinci perdeyi kapadik.
yapariz belki yine biseyler..
hayirlisi
kismet!
saglicakla, funda.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

vapurda sevgi şart!


Kim mükemmel, kim hep doğru, kim davranabilir ki hep peygamber gibi?
Cevap veriyorum—ben degil..

Nasıl bir insan gibi göründügümü cok umursuyorum. Peki nasıl bir insan gibi göründügümü biliyor muyum, cevap—bilmiyorum..

Pazartesi Pazartesi sendromdan sendroma kosmayalim simdi..
Ben size haftasonumu anlatayim inceden;

Cumartesi gunu hayatimda ilk defa masaja gittim.. dogumgunu hediyemdi, her yerime “yaglar-ballar-kirmizi narlar” surduler, kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yogurdular, bir kac kere uykuyla uyanıklık arasındaki ince cizgide buldum kendimi.. faideli biseymiş, insanin agzindan sular akıyor gevsemekten, “su zenginler de işini biliyomus canim” derkennn;

Cumartesi gecesi istanbul’un gozde mekanlarından Sortie’ye gittikk. (Mekan secimi bana ait degil, nişan sonrası eglence baglamında gidildi, ama Cumartesi gecemi orda gecirme secimi bana ait, bunu inkar edemem!)
neysem, ben hayatimda bu kadar leş hatunu bir arada gormemistim.. tuvalette kafalarindan asagiya parfum bosaltan kizlar, en abartili makyajlar, ordan burdan portlayan memeler, bacaklar.. vs..vs vs..
Bu kadarini beklemiyordum, bir tane de guzel kiz gelmez mi kardesim sortie’ye soyle tvde gordugumuz gibi sosyetik falan.. hic oyle guzel sosyetik bi hatun goremedigimiz gibi, onlarin “wanna be”lerini bolca gorduk.. cok sasirdim sayin seyirciler, bu kadar leş olmasını gercekten beklemiyordum..

Pazar gunu kadikoy vapuru, caddebostan sahil, kozde patlicanli pizza, teknosa’da 500gb external harddisklerin arasındaki fiyat farkını anlamladirmaya calisan benim kişisel beyin fırtınam ve uyku uyku uyku... istanbul’da herkes nereye kacmis sayin seyirciler, sokaklar bombos, trafik sıfır, asfalt suratıma 45 derece hava carpiyor, ustelik nefesi egsoz kokuyor...

Derken bugunlere geldik..
Dun aksam, surekli evden kacan kedime yol verdim...

Ve sabahtan beri beynimde tekinsiz bir sual: iyi bir insan miyim kotu bir insan miyim? Sanki bugun karar vermem lazimmis gibi ben bunu tartisadurayim, dun dogumgunu olan biraderim bir sarkisinda durumu aciklamis, noktayi koymus; “kim davranabilir ki hep peygamber gibi?”—cevap açık “kimse, sadece peygamberler..”
bu durumda peygamber olmadıgımıza gore bu cevapla hazırol’dan rahat’a gecebiliriz..

Sözlerime jenerik bir temenni ile son veriyorum;
Bir zamanlar ortakoy yolundaki sevgi duvarında yazdigi gibi;
Sevgi şart! vapurda, metroda, takside, çarşıda, evde, işyerinde, servis araçlarında, uçakta sevgi şart!