KITAP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KITAP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2009 Salı

kamualem birdir bize

Elif Safak'in son romanini okuyorum. 103. sayfasındayım. Kendilerinin daha once 4-5 kitabini daha okumus cok sevmistim. Favorim "Bitpalas" eski kitaplarindan. ("Araf" ve "Baba ve Piç" de guzel bence)

ASK; Paralel kurgulu bir roman, daha dogrusu roman icinde roman seklinde tasarlanmis.

Bir tarafta Mevlana ile kadim dostu Şems'in ilişkisi, diger tarafta onlarin bu dostlugunu ele alan bir kitabi okuyan ve bu kitap hakkında bir yorum yazmasi beklenen standart Amerikali ev kadını Ella'nin bitmeye calisan evliligi ile olan ilişkisi...

"kamualem birdir bize" diyordu kitapta, cok sevindim okurken :) MFO'nun de zamanında dedigi gibi.

MFO'nun de zaten bir tasavvuf damari var, bilirsiniz. (sufi sufi, allah allah, adımız miskindir bizim gibi sarkilarindan hatirlayacagimiz uzere..)

nostalji kosemizde adımız miskindir bizim sarkimizi aniyoruz- sarkiyi dinleyin, videoyu gormeyin.

herneyse, kitabi begenirsem bir okuyucumuza hediye edecegim :) konustugumuz gibi, deal!

bahar geldi gibi oldu, nefis oldu.. icim kipir kipir!

Ogle arasında film festivali biletlerimin ilk yarisini aldim. (2. yarısı aybasında paralanınca)
Merak edenler icin benim kronolojik olarak ilk hafta izleme planim asagida.
Siz de alin, gelin, goruselim.

guzel insan
gir kanıma
uc bilge adam
yes men dunyayı kurtarıyor
belalı dugun
andrey rublev
absurdistan
50 olu adam
v for vendetta
kiraz cicekleri
balik cocuk * bunu cok merak ediyorum, gecen seneki XXY'nin yonetmeninin 2. filmiymis.

iste boyle
saygilar
fu for fundetta

***Yagmur, Tulpan ve tek gosterimlik turk filmlerinin coguna yer kalmamiş.miş.miş.

18 Ocak 2009 Pazar

bugun cinekop, kalamar tawa, karides izgara, midye tawa, yesil salata, ustune bi de kabak tatlisi yedim..
dogumgunumde bana bunun bu sekilde hediye edilmesini talep etmekteyim. zevkten dort kose oldum..


sonra biricik yegenim denizle 'album kapagi' yaptik,
kendisiyle pop art'in papasi andy warhol tarzini benimsedigimiz album kapagi calismalarimiz bizce gayet basariliydi.
bu album kapaklarimizi zardanadam ve post dial gruplarina satariz dedik..


suc ve ceza'yi okumaktayim.. beste birindeyim, daha var..


isyerindeki sira arkadasimiz cok sevgili sahsiyet esiyle su saatlerde londrada oasis konserinde, kendilerini kiniyorum :) walla bu hayati siz yasiyosunuz..


iste beyle..
saygilar..

31 Ekim 2008 Cuma

neler oldu neler

10 gundur yazamadık dogru duzgun neler olmus bakalım kısaca:

- butun internet siteleri kapatiliyor, bu blogun da ilk kapandigini gordugumde gercekten benim yazdigim bisey yuzunden sadece benim blogumu kapattilar zannetm, itiraf edeyim.

- gecen cuma sirket ve ajans tayfasiyla bi gezmisiz ki sormayin.. 3 erkek 9 hatun ciktigimiz bu guzide gecede ne yenildi ne icildi neler yasandi kimse tam olarak bilemiyor kihkih..

size ozetliyim:
saat: 20.00 2 dirhem 1cekirdek yemek yiyoruz
saat:21.00 5 dakikada 1kadehleri carpan gencler alkole teslim olmaya baslamislar
saat:23.00 masamizdan bi kizimiz masanin ustunde dansozle kapismak suretiyle 20 euro taktiriyor kendisine ve yan masadan teyzeler "hep boyle oynak gelinim olsun istemistim" diyerek ogluna istiyor kizimizi
saat:00.00 kahve mi içsek ne
saat: 1.15 balansta yeni turku dinliyoruz, süper baba soyluyoruz,hep beraber ne alaka!??
saat: 1.40 tanimadigimiz insanlarin partisine geldik, buraya gelmek icin baya efor sarfettik..
saat: 2.35: mirkelama gelmisiz kokorec kokokoko diyoruz... alalala...
saat: 3.00: islak hamburger mi ev mi, islak mi ev mi, hoop ev!

- hastası oldugumuz sahsiyet
rambo okan avrasya kosusunu kazanmis hepiniz duymussunuzdur. cok takdir ettim kendisini, hayranlikla takip ediyoruz !

- dudaklarımda ucuk cikti cok moralim bozuk..ama moralimi bozan esas sey bu degil, bu ucuk olayi bi sonuc neticede. sorun baska yerde..

-starwarlarindan sonra aliyenlere gectik gercekten. basroldeki
kizimiz pek guzelmis, astronot kiyafetini giyerken poposunun catalini gorduk... simit mi catal mi ehehehue, ahahahah!

- onceki cumartesi otto santral'de
armand van helden diye bi dj'in konserine gitmistik, kendisi cok meshurmus.. ben daha once boyle kop kop fln yapmamsitim valla, biz universitedeyken metalciydik.. neyse enteresanmis, ilk defa dj dinledim bastan sona.. ama literally balta bi ortam vardi yani soyle ki: kizlar tuvaletinde asla sira yokken erkekler tuvaletinde hep uzun bi kuyruk vardi ehehehe. tahminen bir kiza 3 erkek fln dusuyordu yani ozetle (bize ne canim hihi)..

- 29 ekimi evde yaymak suretiyle tukettim. nuri bilge'nin mayis sıkıntısı filmini izledim. sevdim. simdi hedef
3 maymun, meraktayim.

- meshur meshur fantastik oyku
yerdeniz uclemesine yine basladim. universite okumustum birinci kitabi simdi yine basladim.. bu sefer 3unu de ardisik olarak okumak hedefim. bence guzel eserler..

efenim reklam kokan bir yazi oldu
onu yaptim bunu yaptim
efenim bize ne alala
tey allaim yaaa

iyi gunler!
hihoheyttt

9 Ekim 2008 Perşembe

denizler altinda 20000 fersah

Artık bu blogda "super tatil yaptik" demekten sıkıldık!!

plak bozuk degil, yanlis anlamayin ama tatilin de kotusu olmuyormuş hakikaten..
9 gun yaymak gercekten cok, hem de pek cok guzeldi. Hatta 1 ekim carsamba gunu hayatımın en guzel gunlerinden birisiydi, bundan eminim ! orhan pamuk kitabinda “hayatimin en mutlu anıymıs, bilmiyordum” diyor ya, benimki de o hesap!

efenim neler guzeldi:
-denizden babam ciksa yerim diyen benim icin İzmirin barbunlari
-su alti fotograf cekimleri—surec ve sonuc mukemmel! (bkz. yukarıdaki fotomoto, nirvananin album kapagi gibi walla)
-geyik, muhabbet, king, bi daha geyik, bi daha king kisirdongusu,
-vira vira bira
-gunbatimi, mangal, zucukekmek..
-sirince sarabi, sirincenin kendisi, şirincenin dar sokakları, sirincede winetesting, ne oldugunu orada ogrendigimiz “keşkek” isimli gida maddesi

geldik istankoyumuze.. filmekiminde hic bi filme yer kalmamis sayin seyirciler! Hani gecmis yilarda da istediklerimize yer bulamazdik vs. de bu sefer haftaici gunduz seanslari dahil hic bi filme yer kalmamis. Nasi olcek bilmem, kapida dilenicez heralde fazla bileti olan var mi diye, olmadı dvd.. 2 biletim var simdilik, "donmuş ırmak" ve "limon agaci". bilmiyorum nasil filmler, gorecegiz..

Cumartesi sabahi 12.00de GOLGELER diye bi makedon filmi izledim. Alkazar sinemasinin tanitim panosunda film hakkında: “tuhaf bi film” yazmislar, cidden tuhaf bi filmdi :) bu tuhafliga sahit olan benden baska salonda 2 kişi daha vardi ehehe.. kisaca filmde oluler dirilerle, diriler dirilerle sevisti. Diriler sevisirken oluler geldi..(ratingleri artiralim; bakiniz yandaki foto; bu sahnedeki hatunlardan biri olu digeri diri ehehe..)

neysee efemdim olaylara bu kadar sığ bakmiyim:) okumak isterseniz kisaca konusu soyle: annesi taninmis bir doktor olan kahramanimiz bir kazadan sonra olumden donuyor. Annesi yillar once uzerinde calismak icin bazi kadavralara el koymus ve tibbi amaclarla kemiklerini saklamis. İste o kemiklerin sabipleri geldi bizim cocugu buldu. Sonra da bi tanesiyle bol bol sevistiler diyebilirim :)
Bu arada kesinlikle kotu, bayık bir film degil, izlemesi gayet akıcı ve keyifliydi. Ama cok da etkileyici oldugunu soyleyemem.. ha bi de; yonetmeni meshurmus makedonya’da..

Starwarlara dewam, artik sonlara geldik, oldukca etkileyici..

Sali aksami arkadaslarimiz Badem’ciklerin hayal kahvesindeki konserine gittik. Mekan full’du. Arkadaslarimizin kendi sarkilarini dinlemek benim icin guzeldi ama ben diger coverlardan pek de hazetmedim, misal: sezen aksu bir cocuk gordum, misal nilufer.. aynı aksam Dogzstar’da Ars Longa ve Yora konserleri de vardi. (bu arkadaslar da bogazicinden bizden sonraki jenerasyon yeni gruplar, olusumlar) Bi ugradim ama onlari dinleyemedim.. aldigim istihbarat konserlerin iyi gectigi yonunde.

Orhan pamık efenidinin kitabi bitti, ben sevdim, sonunu sevdim.. gerci sonunu okurken gunduz gunduz sahilde bira icer bi vaziyette gayet keyifliydim. yani o an içinde bulundugum olumlu sartlar komple bunyeme ve algıma sirayet etmiş olabilir..
yine de kimseye tavsiye etmemektir temel prensibim; seversiniz sevmezsiniz ben karismam.

durust olmak gerekirse; bu yazi biraz zorlama oldu galiba ehehe, yani tam cerceveyi cizemedim sanirim :) ama arayi fazla acmayalim dedimdi-- ben yazdım, oldu işte! napaluk.

ozcan denizin de dedigi gibi,
operim bi yanaktan bi gidiktan..
sevgiler,
saygilar,
fundalar..

9 Ağustos 2008 Cumartesi

einmal ist keinmal

dunden beri canim cok ve de pek cok sIkIldI.. (once bi halim nicedir haber vereyim rahatlayayim, midem mi bulaniyor, keyfim mi yerinde burdan yazmadan duramiyorum)

bir kac gundur siz degerli okuyucularimin beynini 'sakalli bebek nereye gitti, yasiyorsa ortaya ciksin!' ya da 'horlayanlar horlanmamali!' ya da 'kaldiramazsan kaldirirlar gulum' gibi bos gundemlerle mesgul etmeye cok hevesliydim..
ama olaylar bekledigim gibi gelismedi, hayatimin zevzek gundemlerinden biraz siyrilmak durumunda kaldim bu gunlerde..

uzatmadan diyeyim diyecegimi;

bugun buraya 'einmal ist keinmal' demeye geldim, yani bir kere olan sey hic olmamis sayilir demeye..

soyle ki, sadece bir tek hayat yasadigimiz icin bu hayati oncekilerle karsilastiramayiz ya da kusurlarimizi gelecek hayatlarda gideremeyiz, bu nedenle de ne istedigimizi bi turlu bilemeyiz...--hmm..

bu baglamda, hayatimizla ilgili yaptigimiz secimlerde, diger secmedigimiz yolun daha mi iyi daha mi kotu ya da nasil olabilecegini tam olarak bilemedigimiz icin, ya da 'vazgectim ayni sartlarda, zamanda doneyim ben oteki alternatife bari' diyemedigimiz icin, hayatimiza dair aldigimiz kararlarin hic bir anlami kalmiyor.. kundera soyle ozetliyor 'olaylar nasil gelisirse oyle yasiyoruz, onceden uyarilmaksizin, rolunu ezberlemeden sahneye cikan tiyatro oyuncusu gibi..'
provamiz hayatin kendisi olup cikiveriyor..

boyleyken boyle.....

travis calmaya basladi radyoda ve billur bir ses icime nufuz etmekte, tam da su anda, burda...

bir melankolik hallerdeyim sayin seyirciler...biri gelip aciklasin nedenini.

sevgi sart diyelim yine: banyoda, mutfakta, yatak odasinda, koltukta, salonda sevgi sart!-- evet tamamen katiliyorum!

ve bence sakalli bebek ortaya cikmali bakalim sakallari ne hale gelmis gorelim, kiyamet alameti olmak neymis, nasil bir hayat gecirmis, kendini canli bomba gibi hissetmis mi, neden biz kucucuk cocukken bizi korkutmaya calismis, yaslilik doneminde de sakalli dede olarak gundeme gelmeyi planliyor muymus.. vs vs aciklasin bize..

basta kendime olmak uzere herkese esenlikler dilerim '(
sevgilerr,
fund

31 Temmuz 2008 Perşembe

bozcaada pek güzeldi

su an, apti kedim tv'de off reklaminda uçusan sivrisinekleri ekrandan avlamaya çalışadursun, ben varolmanın dayanılmaz hafifligi icindeyim.. gerçekten umdugum gibi cok "iyi"leştigim bi tatil gecirdigimi belirterek konuya hafiften gireyim sayin seyirciler.

yolculuk:
bozcaada tatilime mukemmel basladım!
bizim bu abbasaga'da bi takım konserler oluyor yazin, bilenler bilir.. bir avuctan ibaret abbasaga parkımızı otoparka cevirmeye calisan hainlerden kurtardiktan sonra belediyemiz saolsun, "bunlar bu parkı seviyo, sevindirelim garipleri" demis olsagerek, 2 senedir yaz aylarında senliklerimiz pek mustesna geciyor.. gerçi basçemkirik komsum seline hanım surekli belediyeyi arayip, cocugu falan olmadıgı halde, "cocugumu uyutamiyorum, kisin su sesi, aaaaaa" gibi yalanlarla menapoz teyzelik yapip konserlerimizi baltalayama calissa da konserler tam gaz devam.. aslında sinema gosterimleri sirasinda recep ivedik beyin kufurlerinin parkta yankilanmasi zaman zaman rahatsiz etse de olsun, destekliyorus gonulden..

işte benim yola çiktigim gece parkta ezginin gunlugu konseri vardi. soyle bi parktan gecip gidecekken cakildim kaldim konsere...1980le basladilar... "sigaramin dumanina sarsam saklasam seni... aaah kucucuk gemi, doner mi bir daha geri... agzimda ball gibi tatli bir turku bir inerim bir cikarim bu yokusu.. anlatsam şu kiraz mevsiminin para kazanmak mevsimi değil,sevişme vakti olduğunu..." ve daha ne sarkilar, ve bende ne duygu sellerinde bogulmalarr. gozyaslarinizi bitti sanmayin..

derken asmalimescitte buldum kendimi, yolluk bi bira ve dustumm yollara..
sabah geyiklide actim gozlerimi, orda bozcaada vapurunu beklerken kahvalti yaptim.. gercek ezine peyniri, gercek domates ve yillar sonra gercek yumurta yedim..

bozcaada gunlerim:
rengigul pansiyonda kaldim.. yani, ressam ozcan hanim teyzemizin nevi sahsina munhasir evinde konakladim.. odamda soyle bi tablo vardi cok hosuma gitti..





bozcaada muzesine ela hanimin onerisiyle laf olsun diye gittim ne yalan soliyim.. napicaktim ne muzesi onyargisi aninda degisti.. muzede 2 saat gezmişiz, bir saat sonra turistlere "biz bu adayi taa fatih zmaninda aldik efendim, biliyo musunuz" gibi cumleler sarfederken buldum kendimi ehehu :)) ve bittabi adadaki rumlarin ve turklerin dostlukları, hukumetlerin, savaslarin ve yanginlarin ettikleri derken gozumden 2 damla yas suzuluverdi.. bu kadar duygusal bi enik oldugumu bilmiyodum sayin seyirciler..2 damla yaşıma daha girdim..

deniz cok guzeldi.. su sicakti, kum sicakti, ben mutluydum, kitabim nefisti, cocuklar gibi sendim! (bkz; sol taraftaki foto) adada adali yazlikcilarla takilma imkani bulduk.. onlarla tavla oynayip, lak lak yapip, bombos oturup, zamansiz oylece olabilmek guzeldi..
haftasonu yukarda bahsettigim bascemkirik selin hanımlar tesrif ettiler, aman bi deniz levregi, bi ahtapot yemisiz ki sormayin...pek nefisti..


oneriler;
turk mahallesiyle rum mahallesini ayiran yola konumlanan dev agacin altindaki kahvehanede sakizli turk kahvesi! kahveniz; acibadem likoru, 1 adet cikolatali cigar, 1 adet cikolatanin kendisi, 1 bardak su ile servis edilir, afiyetle icilir, itinayla fal bakılır..
diger onerilerim; rengigulde kahvalti, limanda taki resoran, limanda gunbatimi ve ayazma plajinda deniz+ gunes+ kum+ bikinili kizlarr...

mutlu son:
pazar donduk, donme telasi midemizde asit yaptı.. elacanla donuste geyiklide otobusumuzu beklerken kumsalda cekirdek yiyip gunbatimini seyredip, yildiz kayması avcılıgı yaptık..malumunuz; dilekler birikmis..
bu gunlere geldim..
tertemiz, miss gibi bi tatildi
gayet "iyi"yim!
saygilarimi sunarim efenim,
fundaniz..