BIZE NE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BIZE NE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2009 Perşembe

carsamba iş cıkısı

baras ailesinin malikanesine davetliydik,
geceden gelismeler kisaca soyle:

-harika hot dog yedik, yonjanin eline saglik oldu.
-rock band oynadik, beat it ve eye of the tigeri bastan sona calabilmeyi basardik.
-ama bariş 1979'u soyleyemedi bi turlu :))
-pelo donuste arabasinin yanini duvara sürttü
-melo bu gecenin sonunda kesin yurtdisinda master yapmaya karar verdi, eminim.
-elo sanatci kisiligini bir kez daha kanitladi, nefis tshirt dizayn etti
-ali onu yarin giyicek, sozu var. (tontişin t'si)
-ozgurun meksika anilarini dinleyemedik bi turlu
-burcu cok hastaydi
-guliz butun gece gulumsedi.

tesekkur ederizzz. iste bir adet "foto of the foto":



bu polaroidleri almamiz yasak oldugu icin fotolarini cekmek durumunda kaldım.
ama yine de bi tanesini yuruttum mu ne, kim, yok canım? :))

6 Ocak 2009 Salı

bugun

bugun internetimin evde yeniden acilmasini senliklerle kutladim!
hastayim, tylolhot, c vitamini ve papatya cayi esliginde yasanan bu kutlamalarin anisina suraya da 2 satir yazayim dedim..

bugun cok hastaydim ise gidemedim
uyudum, uyandim, terledim, titredim, sumkurdum, aksirdim, gozlerim yasardi vs vs
ve ayni zamanda 2 film izledim evde hasta kafasiyla.

ilki woody allenin son filmi, vicky cristina bacelona.. aman ne hos filmdir o oyle! recep ivedik beyin de soyledigi gibi bu ne bohem bir yasam izledik.. yakisikli ressam juan antuan (don juan desek daha yerli olur) 3 tane hatunu bi guzel sevdi film boyunca. hatunlar da bibirini sevdi, scarletle penelope takildi fln fln..

neyse gecelim bunlari.. woody allenin son donem filmlerinin hepsinin ayri ayri hastasiyim zati. cassandras dream ve match point de beni benden almisti. ama woody bey bu son filmiyle diger son donem 2 filmindeki gibi gerilimli konulari ele almiyor allahtan. tam bir 'kendini iyi hisset' filmi cekmis: sicak sari tonlar, daglar, bahceler, resimler, saraplar, daglar, cayirlar, barcelona ve biri birinden guzel kadinlar.. yine kadin erkek iliskileri cikis noktasi..
kafasi karisik ve asla tatmin olmayan, ne istedigini bilmeyen full time romantik cristina (scarlett johansson), arzulu ve tutkulu ispanyol atesi maria elena (penelope cruz) ve saglamci, mantik evliginin esiginde mutsuz akilci bir kadin vicky kadin karakterlerimiz.. bu guzelllerin bohem, dingin ve yasamayi seven ressam juan antuanla (javier bardem) barceonada gecirdikleri bir yazin hikayesi.. ve elbette kendilerini ve hayatlarini sorgulamadan edemiyorlar..

filmedeki amerikali ve avrupali karakterlerin olaylara bakis acisi farklari cok net..ve komik ve ironk ve guzel.. neyse izlersiniz...

e madem hastayim bi tane daha 'kendini iyi hisset' filmi izleyelim, beynimizi yormadan yorganin altinda titreyelim diyerekten eski bir romantik komedi sayilabilecek 'sliding doors'u koyduk playera.. ama finalde kafam iyice karisti acikcasi..
simdi filmin ana temasi belli biliyorsunuzdur: kadin (sirinler sirini gwyneth paltrow) 1 saniye farkla metroyu kaciriyor. o metroya binseydi ne olurdu ve kacirinca ne olurduyu 2 farkli senaryoyla film boyunca izliyoruz.. run lola run gibi yani ya da butterfly effect.. tam bi tanesi iyi gidiyor, iyi ki binebilmis lan metroya diyorsun pat onun sonu felaket oluyor.. digerinde kadincagiz yillarca surunuyor ama sonu daha iyi oluyor.. yani butterfly effectteki gibi: sanki dunyada belli miktarda 'iyi' ve 'kotu' durum var ve bunlari birilerine pay etmemiz mecburiymis gibi bir yaklasim..
ve sonucta 2 kadin farkli sonlara ulastiklari icin 'kader yok' diyen bir film aslinda.. bilmiyorum, hey gozunu sevdigimin kaos teorisi diyor bu konuyu kapatiyorum..

dun de hot fuzz diye bir ingiliz komedi polisiye seyretmistim. kendisine gecer not veriyorum; iyiydi..

hastayiz havalar kotu sinemaya verdik kendimizi ozetle.. ama seviyorum napiyim :)
yarin yine is.. su velev ki teget gecen ekonomik krize de iki laf saydirip icimden saglicakla yatagima doneyim.. bi film daha mi cakmali, bakalim kismet, kader...oncelikle bi tylolhot daha cakalim da..
sevgilerr..
mental!


31 Aralık 2008 Çarşamba

30 Aralık 2008 Salı

insan ozgurlugune mahkum
kendine de mahkum
boyle işte
sabah sabah

26 Aralık 2008 Cuma

abilerim aplalarim!

biz aksam sirtaki yapmaya gidiyoruz sirkettekilerlee!
yunanca ve gonlumuzce eglenmeye gidiyoruz, kafamızda tabak kirmaya gidiyoruz!
benim anne tarafimda yunan karisimi var zaten, bu baglamda, sahsen biz yani ben, ektra dagitmaya gidiyoruz!

işler inanilmaz yogundu gecen hafta, on kaplan gucunde calis dediler bana, 15 kaplan gucunde calistim ben de..
kafami toplayip yazamadim bi seyler

killers'in human sarkisi dilimde bir kac gundur, bir de sibel tuzun'den "ac telefonu" isimli guzide eseri dinledim bu sabah 4 kere, neden bilinmesss..

neler mi oldu bu bikac zamandır;
  • efendim bayramda antalyaya gidildi aile saadeti yasandi,
  • wim wenders senin, sinema kursu benim, bi suru film izlendi...
  • hava sartlarinin da katkilariyla sakin sakin evde oturma gunlerim basladi
  • kedimle beraber uyumaya basladik
  • bir kac kitap okundu, simdi de alper caniguz'un son kitabi bitmek uzere.. sevdik, cok akici..
  • arkadaslarimiz evlendi, bazilari sevgililerinden ayrıldı, bazilari işlerinden ayrildi, bazilari incitti, bazilari kendini sevdirdi, bazıları ozletti...
  • mesela berkay istanbula geldi ve bana da cok ama cok iyi geldi !
  • ve tabi elbet bolca kakara kikiri
  • ve tabi elbet bolca uzuntu ve muz kabugu...

i'm back!

fundamental

24 Kasım 2008 Pazartesi

işler kesat diyorum

bu ay işler kesat yaa
guzel bir yazi cikaramadim



x: neden olabilir acaba?
-: evde internetim yok 1 aydır..
x: neden internetin yok?
-:walla modem bozuk ya da bilmedigim baska bisey
x: modemi yaptirdin mi?
-: evet yaptirdim da takmadim daha denemedim olmus mu diyee
x: hmm neden evladim?
-: walla işte hayirlisi, kismet.. bu bahsi kapatalim...

14 Kasım 2008 Cuma

dun aksam

last night isimli bir siir:

evde kendi basima ictim
ona buna sardim, mesaj attim, telefon actim
ayni sarkiyi 13 kere dinleyip koridorda dansettim (50 ways to leave your lover)
sarhos oldum, dilim dondu..
kendi kendime parti yaptim evde gibi bisey
sonra selin geldi
"ooooo ne bu halin" dedi
sonra sıkıldı gitti, dogal olarak 2 kelime konusamadik kizla
sonra sinan mesaj atti "klozeti yaladin mi" diye--- iyyyy igrenc
kedi isirdi her yerimi simdi baktim cizik cizik olmusum
ama super bi geceydi
hem de superotesi

bazi seyler mutlu ediyo beni, bugunlerde keyfim cok yerinde :)

haftasonumuz daha da guzel olsun
icinde
balik olsun
eglence olsun
kahkaha olsun
dans olsun
istanbul olsun
baba...

5 Kasım 2008 Çarşamba


bizim ozlem hanimla ortaokulda gordugumuz butun vosvosların plakalarını not almak gibi bir gorevimiz vardi.
hatta bazi vosvos sahipleriyle roportaj da yapardik.
"kac yapiyor, kac model, nerden aldınız, problem cikariyor mu bu cocuk? hmmm" seklinde..
ehehe, hey gidi gunler...

cok vaktimiz varmis ve hicbir işimiz yokmus...
o zaman bir şiir:

hayalim
fistik yesili bir vosvostur benim
eski vosvoslari tamir edemem,
keşke edebilsem
ama anlamam motordan bujiden

ciksa bi sayisal, piyango,
ya da parası cok gelen biri karşıma
biner giderim beetle'ima
ruzgara karşı çıkarım daglara
fistik yeşili guzelim canim beetle'imla

calar muzigim son volume'da,
işler içime anında,
gunbatiminda
fistik yesili guzelim, canim beetle'imda..

ahahaha
cok komikkk
eheheheu
operim!

11 Ekim 2008 Cumartesi

bi konuda

cok zorlaniyorum

17 Eylül 2008 Çarşamba

eksi sozluge sorduk

adinizi eksi sozluge yazdik; siradan bi vatandas olan arkadaslarimizin adini yazinca onlari anlatan bisey cikmadi..

eksi yetkilileri eli bos gondermek istemediler, 'oyle bisey yok ama soyle bisey var' dediler...
biz de eglendik, bakalim sizi bulamadiysak hazreti eksisozluk sizin adininizin yerine bize ne onermis :)

bahadir yilmazlar: basarisiz dograma-- bence olur :)
funda kaya: findik yagi
ozlem menekse: on bellekleme
sinan tinar: sigara bira-- karakterle ortusuyor
emir erunsal: enine boyuna-- bu da iyi
asli akbulut: afrika turku -- bu ne abii
berkay ozcan: bedava corba-- ahahahah

iste boyle ne umduk ne bulduk aksam aksam
wala bana inanmiyosaniz yazin eksiye adinizi, bakinn
:)

27 Ağustos 2008 Çarşamba

bugunun yanina check atalim, neden?

- iste guzel calistim, dalga gecmedim!
-ogle yemegi guzeldi; 4hatun biseyler alip eve gittik, salata yaptik, uzun mesk dedigin sonsuza kadar surmemeli, en fazla ne kadar surmeli argumanini kendimizce yorumlarla tartistik, salata malzemeleri yikandiktan sonra suyu nasil, neden kurutulur vesaire vesaire hatun muhabbetinin dibine vurup, turk kahvesi icip ise geri donduk...
-hic sigara icmedim, birakicam umarim-- sanirim kimse inanmiyor ama napiyim iste bu da boyle bi girisimdi bugun
-..da sabahtan beri cerez merez yiyorum bu kotu haber!
-evimdeyim, muzik dinliyorum, en sevdigim is..
-fenerbahzemiz kazanmis, e tabi sampuanlar ligi bizim ligimiz :p

falan filan
uzatmadan yatayim, dinleneyim..
hic bir turlu ekrana bakmayayim artik, yetsin bugunluk

rumuz: antig S

kihkih ;)

18 Ağustos 2008 Pazartesi

sahaneyim sahane

Cumartesi gunu hayatımı kendime zehir etmeye adeta soz vermistim!

Evde bos bos tv izleyip kendime psikolojik eziyetler yapmaya calisirken birden ekrandan bana dogru koşan kaslar gordum.. amann o da nesi, bir adam var diyorum, bir adam, Usain Bolt, koşa koşa ekrandan bana dogru geliyor...yavaş çekimi icat edene bin tesekkur, abimizin insanustu eforu, sag kolu, sol bacagı, ehem neyse daha fazla detaya girmiyim..
Vallahi helal olsun! Masallah guzel kardesimiz insanustu bir eforla dunya rekoru kırmıs..
Ne de guzel kostu, gurur duyduk..tam olarak neyden gurur duydugumuzu bilemem, ama duyduk iste..
Son saniyelerde ellerini yana acmasa kim bilir kac saniye farkederdi geyigine girecekmis gibi yapip konuyu uzatmadan kapatiyim... (kac saniye farkederdi siz yine de merak ediyorsaniz, size bilimsel bi yaklasım )

Cumartesi gunu usain bey evimizi 15-20 dakikaligina senlendirse de benim derdime nihai derman olamadi elbet..
Neyse ki selin hanimlar Cumartesi aksami Kucuk Beyoglunda soguk buhar banyosu yapiyolardi ve gelmek zorundasın! dediler de onlarin yanina gidip acılabildim...
kucuk beyoglu nevizade sokagina alternatif, emek sinemasinin arka sokaginda bu yaz sıkca takildigimiz mekan.. ortamda serinlemek icin bu yılın modası su/buhar puskurten aletlerden var, ama 3-5 tane degil sanirim 50 tane var eheh, serin su bombardımanından adeta goz gozu gormuyor, nefes alınamıyor :)) ne garip diyor insan, kuresel ısındık, daha basimiza ne icatlar gelecek, bu gozler ne manzaralar gorecek onumuzdeki 15 senede, kim bilir...

cok nefis bi masamiz vardi.. 4 hatun+ 1 bıdık birbirimizin kafasini saatlerce utuledik..bidigimiz kim derseniz kizkardes kontenjanından masamiza dahil olan 90li bir heyecan kumkuması... biz abla hatunlar olarak cok derinlere indik, yuzeylere ciktik, “amaaan petrol” dedik, serefine dedik, way sereff! dedik ve olaysiz dagildik..

Pazar gunu susam sokaginin guzide kafesi susam kafede alacatı kahvaltısıyla basladı.. pek guzeldi, nefisti hatta enfesti diyebilirim!

Akabinde PARA muzesini gezdik, neden bilinmez.. (bkz soldaki foto, sanirim serinlemeye girdik itiraf edeyim)
çıkışta istiklalde asagi yukari yurumek suretiyle beynimize gunes gecirdikten sonra TEDdeki tenis turnuvası finaline gittik..

Yillardir tenis maci izlememistim..
Yerlerimize yerlestikk ve karsımızda mac baslamadan once kortta ısınan 2 oyuncumuz.. saga baktim kirmizili bir adam sola baktim mavili bir adam.. bi daha sag, bi daha sol (hmm hangisi daha yakısıklı—tamam buldum) “maviliyi tutuyorum ben!” dedim.. ha sonra gercekten tuttum da, sayilarini alkisladim, “vamos frederico” diye bagirdim, o da korttan “uuugghhh aaahhggh” falan diye bagiriyordu topa her vurudugunda ama sanirim bana ozel bi mesaj degildi bu ehehe..
Neysem, bizim cocuk sampiyon oldu, potekizliymis, frederico gil... helal olsun dedik...

Ordan hoop, sepetciler kasrina, nouvelle vague konserine.. benim 3 sene once izledigim ve de hastasi oldugum uzun sacli hatun gruptan ayrilmis, yerine bet sesli bi hatun gelmis.. uzulduk..
"too drunk to f.ck" isimli sarkida butun kasır zıpladı, ne merakliymis efenim halkimiz bu sarkiya hehe..

Gun battı, uyku geldi, biz gittik...
Yorgunluktan fenalik geciren bunyem ve ben...
Ve sonrasi ev ev ev, uyku uyku uyku...

Operim!
Hadi saglicakla kalalım!
Helga

21 Temmuz 2008 Pazartesi

vapurda sevgi şart!


Kim mükemmel, kim hep doğru, kim davranabilir ki hep peygamber gibi?
Cevap veriyorum—ben degil..

Nasıl bir insan gibi göründügümü cok umursuyorum. Peki nasıl bir insan gibi göründügümü biliyor muyum, cevap—bilmiyorum..

Pazartesi Pazartesi sendromdan sendroma kosmayalim simdi..
Ben size haftasonumu anlatayim inceden;

Cumartesi gunu hayatimda ilk defa masaja gittim.. dogumgunu hediyemdi, her yerime “yaglar-ballar-kirmizi narlar” surduler, kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yogurdular, bir kac kere uykuyla uyanıklık arasındaki ince cizgide buldum kendimi.. faideli biseymiş, insanin agzindan sular akıyor gevsemekten, “su zenginler de işini biliyomus canim” derkennn;

Cumartesi gecesi istanbul’un gozde mekanlarından Sortie’ye gittikk. (Mekan secimi bana ait degil, nişan sonrası eglence baglamında gidildi, ama Cumartesi gecemi orda gecirme secimi bana ait, bunu inkar edemem!)
neysem, ben hayatimda bu kadar leş hatunu bir arada gormemistim.. tuvalette kafalarindan asagiya parfum bosaltan kizlar, en abartili makyajlar, ordan burdan portlayan memeler, bacaklar.. vs..vs vs..
Bu kadarini beklemiyordum, bir tane de guzel kiz gelmez mi kardesim sortie’ye soyle tvde gordugumuz gibi sosyetik falan.. hic oyle guzel sosyetik bi hatun goremedigimiz gibi, onlarin “wanna be”lerini bolca gorduk.. cok sasirdim sayin seyirciler, bu kadar leş olmasını gercekten beklemiyordum..

Pazar gunu kadikoy vapuru, caddebostan sahil, kozde patlicanli pizza, teknosa’da 500gb external harddisklerin arasındaki fiyat farkını anlamladirmaya calisan benim kişisel beyin fırtınam ve uyku uyku uyku... istanbul’da herkes nereye kacmis sayin seyirciler, sokaklar bombos, trafik sıfır, asfalt suratıma 45 derece hava carpiyor, ustelik nefesi egsoz kokuyor...

Derken bugunlere geldik..
Dun aksam, surekli evden kacan kedime yol verdim...

Ve sabahtan beri beynimde tekinsiz bir sual: iyi bir insan miyim kotu bir insan miyim? Sanki bugun karar vermem lazimmis gibi ben bunu tartisadurayim, dun dogumgunu olan biraderim bir sarkisinda durumu aciklamis, noktayi koymus; “kim davranabilir ki hep peygamber gibi?”—cevap açık “kimse, sadece peygamberler..”
bu durumda peygamber olmadıgımıza gore bu cevapla hazırol’dan rahat’a gecebiliriz..

Sözlerime jenerik bir temenni ile son veriyorum;
Bir zamanlar ortakoy yolundaki sevgi duvarında yazdigi gibi;
Sevgi şart! vapurda, metroda, takside, çarşıda, evde, işyerinde, servis araçlarında, uçakta sevgi şart!