6 Ocak 2009 Salı

bugun

bugun internetimin evde yeniden acilmasini senliklerle kutladim!
hastayim, tylolhot, c vitamini ve papatya cayi esliginde yasanan bu kutlamalarin anisina suraya da 2 satir yazayim dedim..

bugun cok hastaydim ise gidemedim
uyudum, uyandim, terledim, titredim, sumkurdum, aksirdim, gozlerim yasardi vs vs
ve ayni zamanda 2 film izledim evde hasta kafasiyla.

ilki woody allenin son filmi, vicky cristina bacelona.. aman ne hos filmdir o oyle! recep ivedik beyin de soyledigi gibi bu ne bohem bir yasam izledik.. yakisikli ressam juan antuan (don juan desek daha yerli olur) 3 tane hatunu bi guzel sevdi film boyunca. hatunlar da bibirini sevdi, scarletle penelope takildi fln fln..

neyse gecelim bunlari.. woody allenin son donem filmlerinin hepsinin ayri ayri hastasiyim zati. cassandras dream ve match point de beni benden almisti. ama woody bey bu son filmiyle diger son donem 2 filmindeki gibi gerilimli konulari ele almiyor allahtan. tam bir 'kendini iyi hisset' filmi cekmis: sicak sari tonlar, daglar, bahceler, resimler, saraplar, daglar, cayirlar, barcelona ve biri birinden guzel kadinlar.. yine kadin erkek iliskileri cikis noktasi..
kafasi karisik ve asla tatmin olmayan, ne istedigini bilmeyen full time romantik cristina (scarlett johansson), arzulu ve tutkulu ispanyol atesi maria elena (penelope cruz) ve saglamci, mantik evliginin esiginde mutsuz akilci bir kadin vicky kadin karakterlerimiz.. bu guzelllerin bohem, dingin ve yasamayi seven ressam juan antuanla (javier bardem) barceonada gecirdikleri bir yazin hikayesi.. ve elbette kendilerini ve hayatlarini sorgulamadan edemiyorlar..

filmedeki amerikali ve avrupali karakterlerin olaylara bakis acisi farklari cok net..ve komik ve ironk ve guzel.. neyse izlersiniz...

e madem hastayim bi tane daha 'kendini iyi hisset' filmi izleyelim, beynimizi yormadan yorganin altinda titreyelim diyerekten eski bir romantik komedi sayilabilecek 'sliding doors'u koyduk playera.. ama finalde kafam iyice karisti acikcasi..
simdi filmin ana temasi belli biliyorsunuzdur: kadin (sirinler sirini gwyneth paltrow) 1 saniye farkla metroyu kaciriyor. o metroya binseydi ne olurdu ve kacirinca ne olurduyu 2 farkli senaryoyla film boyunca izliyoruz.. run lola run gibi yani ya da butterfly effect.. tam bi tanesi iyi gidiyor, iyi ki binebilmis lan metroya diyorsun pat onun sonu felaket oluyor.. digerinde kadincagiz yillarca surunuyor ama sonu daha iyi oluyor.. yani butterfly effectteki gibi: sanki dunyada belli miktarda 'iyi' ve 'kotu' durum var ve bunlari birilerine pay etmemiz mecburiymis gibi bir yaklasim..
ve sonucta 2 kadin farkli sonlara ulastiklari icin 'kader yok' diyen bir film aslinda.. bilmiyorum, hey gozunu sevdigimin kaos teorisi diyor bu konuyu kapatiyorum..

dun de hot fuzz diye bir ingiliz komedi polisiye seyretmistim. kendisine gecer not veriyorum; iyiydi..

hastayiz havalar kotu sinemaya verdik kendimizi ozetle.. ama seviyorum napiyim :)
yarin yine is.. su velev ki teget gecen ekonomik krize de iki laf saydirip icimden saglicakla yatagima doneyim.. bi film daha mi cakmali, bakalim kismet, kader...oncelikle bi tylolhot daha cakalim da..
sevgilerr..
mental!


3 yorum:

Tolga Kaya dedi ki...

Yaw ben de mi iki film birden olayına girsem diye düşünmeden edemedim. Adaylar arasında Üç Maymun, Masumiyet, Bulutları Beklerken, Kader ve Yazgı var.

fundamental dedi ki...

gelirim!

abdullah alkan dedi ki...

vudi elın seyretmeyin seyrettirmeyin..
bide o souk algınlığı durumlarında refleks yaptıkların doğru evet ama eksik akaşam biraz iyi hissedince hemen bira döküyosun hastalığın üzerine ağzının tadını bozmassa iki damla da limon her bardağa,sabah cin gibi olmazsab ben bişi bilmiorm..