18 Temmuz 2008 Cuma

Nedir bu daldaki durum?

Dun aksam ozgur arkadasimizla iş cıkısı ictigimiz 2 bira aç karna bunyemde on kaplan gucunde tesirde bulundu. Eve gittim, kendimi o yataktan bu kanepeye, bu kanepeden beriki koltuga attim, yıllar yorgan oldu ben yastık..
sonra biraz kendime gelince gecen aylarda alip da nedense izlemekten kismen de olsa kacindigim Haneke klasigi, La Pianiste (piano teacher) filmini koydum playera, mevlam kayıra..

Gercekten de bir solukta, gozlerimi kirpmadan izledim.
Adam huzursuz, film huzursuz, final huzursuz..

Yıllar once bu film vizyona girdiginde arkadasimin annesi ve babasi Adrian Brody’nin piyanist filmi zannedip bu filmi o niyetle izleyip, cok sasirmis ve isyan etmisti, ben de bu durumla cok eglenmistim.. En iddiali sahnelerde bu ebeveynler gozumun onune geldi ve onların tepkilerini hatirlayip sinsi sinsi gulumsemekten alamadim kendimi..

Neyse konuyu cok dagittik, filme gelelim...
Kadın oyuncumuz efsane basarili, cannes da falan odul almis, bir degil 5 odul de ben veriyorum.
Hırsı ve yalnizligiyla babasi gibi kafayi yemeye yakin bir noktaya gelmis bir kadının hikayesini izledik. Bas rol oyuncumuz bir yandan cok basarili, ulasilmaz, dokunulmaz, hayranlik uyandıran bir piano ogretmeni, bir yandan babasi delirerek ölmüş, annesiyle ayni yatakta uyuyan ve eve 1 saat gec kaldiginda annesiyle tokatlasarak kavga etmek zorunda kalan, surekli eldivenle dolasan ve yolda gecen birisi ona carptiginda omzunu temizleyen, dokunulmaktan tiksinen bir kadın.
Cinsel anlamda siradan cinsellik yasamayan ya da yasayamayan bir karakter. Tum bunların sonunda bizim sapkinlik olarak yorumladıgımız cinsel alanlarda buluruz teyzemizi.. porno dukkanlarında erkeklerin spermlerini sildikleri mendilleri koklayarak ya da acikhava sinemasinda sevisen teenage’leri izlerken iseyerek tatmin olmaktadir.. vs...

Bu teyzemize hayran olan yakisikli, havalı ve “normal” bir genc bu kadını arzulamaya baslayinca olaylar pek fena karisir.. gerisini izleyin ve gorun..

Haneke yine Cache’deki gibi oylece birakiveriyor sonunda seni kendi basina..

Funny Games’de de ayni sey olmustu.
İlk izledigimde fenalik gecirmeme ragmen, bunu unutup, bir kac yil sonra bir kere daha izlemeye karar verip, 25. dakikada yine dayanamayip, "bunu kendime yapamayacagim" diyerek filmi cikarmistim. Filme dayanamadigimi, begenmedigimi vurgulamak degil, aksine adamin bunyeye basariyla ve yeterli dozda enjekte etmeyi basardigi huzursuzluğu ovmek derdim.

Ben de bu yazimi huzursuz ve cıvık bir fotografla sonlandirmak isterim. Cocukluk askim 80lerin en bence en yakisikli jonu Kenan Kalav’la cektirdigimiz fotografla yazima son veriyorum.. fotomontaj falan degil, santajmontaj hic degil, gercek bir foto.. ehehu..

Sewgilerr,
Saygilarr,
Fundalarr!

1 yorum:

selcuk dedi ki...

haneke adamı bööle yapıyor işte. huzursuz olmak istiyosan izliycen bi tane. Daha önceki üçlemelerinden "yedinci kıta" yı izlerken sinirden gülme krizine girmiştik, evlerindeki herşeyi parçalayıp, paralarını tuvalete atarlarken.
pianistte muhteşem, hele ısabelle huppert finalde kendini bıçaklar sapladığı sahne beni bitirmişti...